logo

Alzheimer

Alzheimer – Belirtiler ve daha fazlası..

Genel Tanıtım

Alzheimer hastalığı ileri yaşın bir hastalığı olup, beynin bazı bölümlerinin zaman içinde giderek hasarlanması sonucu, başta bellek olmak üzere tüm entelektüel faaliyetler, günlük işlevler ve davranışlarda bozulma ile kendini gösteren bir hastalıktır.

Alzheimer hastalığı yaşlılık dönemine ait bir hastalıktır ve hastalığa sahip kişilerin sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Bunun nedeni dünya nüfusunun giderek yaşlanmasıdır. Yaşlı nüfusun artışının en önemli nedeni, genç nüfusun giderek azalması ve ölümlere sıklıkla yol açan kardiyovasküler hastalıklar, kanser gibi hastalıklara karşı geliştirilen korunma yöntemlerinin de yaşam süresini uzatmada başarılı olmasıdır.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1950’li yıllarda Amerika ve Avrupa’da doğurganlık hızında bir artış gözlenmiş olup, buna “bebek patlaması” (baby boom) adı verilmiştir. Öncekilerden çok daha kalabalık olan bu kuşak, büyüyüp yetişkin olunca daha az sayıda çocuk yapmış, nüfus 2000’lerden itibaren daha önce hiç görülmemiş ölçüde yaşlanmaya başlamıştır.

Şu anda, dünya genelinde 50 milyona yakın Alzheimer hastası olduğunu bilinirken, 2050 yılında bu sayının 152 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Türkiye’de ise halen 600 bin ile 800 bin arası hasta bulunduğuna ait bir tahmin yürütülürken, 2050 yılında Türkiye’nin dünyada en fazla Alzheimer hastasına sahip 4. ülke olacağı düşünülmektedir.

Hastalığa ilişkin farkındalık çalışmaları sayesinde erken tanı konulması, böylelikle hastalığın erken evrede kontrol altına alınması önem taşımaktadır. Bu durum Alzheimer hastaları kadar hasta yakınlarının da yaşam kalitesini arttırırken, hastalığa ait tedavi masraflarını da azaltmaktadır.

Alzheimer Hastalığının Tarihçesi Hastalığı ilk tanımlayan, Alois Alzheimer isimli Alman nöropsikiyatristidir. 1902 yılında, 51 yaşındaki Auguste Deter isimli hasta, eşi tarafından ilerleyici unutkanlık ve davranış bozukluğu nedeniyle Dr. Alzheimer’a getirilir. Hastayı muayene eden ve takip eden Dr. Alzheimer, 1906 yılında hastanın ölümünü takiben otopsi yapar.

Aldığı beyin örneklerinde hastanın korteksinde incelme, hücreler içinde ve çevresinde farklı birikimlere rastlar. Plak ve lif tanımlarını yapan Alzheimer’ın bu buluşu daha sonraki yıllarda tıp kongrelerinde sunulur ve Alzheimer hastalığı olarak bilinir.

Belirtiler

Bellek Kaybı Hastalığın en önemli ve ilk bulgusu unutkanlıktır. Alzheimer hastası yakın geçmişteki bilgi, kişi ve olayları unutur. Hastalık ilerledikçe kişi daha sık unutmaya başlar ve bu bilgileri hatırlayamaz. Unutkanlık, hastalığın ilk dönemlerinde basit unutkanlıklar olarak başlar.

  • Anahtarını kaybetme – İsimleri unutma
  • Randevuları ihmal etme
  • Paranın üstünü almayı unutma
  • Yemeğin altını açık unutma
  • İlerleyen dönemlerde unutkanlığın derecesi giderek artar.
  • Evin yolunu, odaların nerede olduğunu karıştırma
  • Oğlunu babası, kızını annesi zannetme
  • Yemeklere tuz yerine şeker koyma
  • Parasını saklama ve bir daha bulamama
  • Günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede güçlük çekme

Hastalığın diğer önemli bir özelliği günlük yaşam aktivitelerinin bozulmasıdır. Hastaların çoğu günlük işlerini planlayamaz ve tamamlamakta güçlük çeker. Yemek pişirmek, giysi seçmek ya da telefonla konuşmak gibi basamaklı işleri yapmakta zorluk yaşamaya başlarlar. Hasta geçmişte iyi yaptığı becerilerini kaybeder. Örgü öremez, çivi çakamaz, yemek yapamaz, enstrüman çalamaz, tuvalete gidemez, banyo yapamaz, yemek yiyemez. İdrar ve gaitasını altına veya evin değişik yerlerine yapar.

Psikiyatrik Bozukluklar ve Davranış Bozuklukları Davranış ve psikiyatrik bulgular hastalığın ilk zamanlardan beri olsa da ileri dönemleri en çok sıkıntıya sokan durumudur. Alzheimer hastalarının ruh halleri, nedensiz şekilde ani değişimler gösterebilir; çabuk ağlayabilir ya da içine kapanabilir, aniden ve ölçüsüz sinirlenebilirler.

Uyumayan, sürekli hareketli, amaçsız gezinen, halüsinasyon gören, aynalarla konuşan, hiç durmadan yemek yiyen ya da hiçbir şekilde yemeyen, şüphecilik yapan, eşyalarını saklayan, bağıran kişiler haline gelirler.

Davranış bozuklukları hastaları onlara bakım verenlere en çok bağımlı kılan nedenler olarak sayılabilir.

Diğer Bulgular

Konuşma güçlükleri:

Hastalar konuşurken kelimeleri bulmakta zorluk çekebilir ya da takılabilir. Kelimeler yerine tanımları kullanabilir. Bazen hastanın söylediklerini ya da yazdıkları anlamak güçleşebilir. Örneğin, tarak yerine, saçımı taramak için kullanırım diyebilir. Kalem yerine, kağıda onunla çizerim diyebilir. Yeni kelimeler üretebilir, masa yerine “sama” diyebilir.

Zaman ve mekan karıştırma:

Alzheimer hastaları günleri, ayları ve kimi zaman mevsimi karıştırabilir. Evinin çevresi gibi bildiği yerlerde kaybolabilir, nerede olduğunu unutabilir veya neden orda olduğunu hatırlayamayabilir. Alışveriş yaptığı dükkanları, her zaman gittiği camiyi, yıllardır çalıştığı işyerini, evinin odalarını, günü, saatleri, ayları karıştırmak en sık rastlanan bulgulardandır. Görüntüleri algılama da karıştırmalar, yazıları okumada ve şekil algısında bozukluklar ortaya çıkar. Görüntüler daha önceden yaşanmış başka mekanlar ile karıştırılabilir. İnsanların yüzleri karıştırılabilir. Trafikte sorun yaşanabilir.

Değerlendirme ve karar vermede güçlük çekme:

Yiyeceklerini, giyeceklerini seçme ve karar vermede zorluk yaşar. Kat kat giyinir ya da farklı renk çoraplar giyer. Soyut düşünme becerisinde güçlük çekme:
Atasözlerinin yorumlarını ve anlamlarını karıştırır. Örneğin, damlaya damlaya göl olur ne demek diye sorulduğunda, su çeşmeden akar akar ve bir kaba dolar diye cevap verir.

Eşyaları yanlış yerlere koyma:

Alzheimer hastaları sıklıkla eşyalarını yanlış, alışılmadık yerlere koyabilirler. Örneğin, ayakkabıyı buzdolabına koyabilir, yumurtaları yatak altında saklayabilir.

DSM-V’e göre Alzheimer Tanısı

DSM-V (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders= Zihinsel Hastalıkların Tanı ve İstatistikleri El Kitabı) zihinsel hastalıkların tanı kriterlerinin güncelleştirildiği bir bilimsel alandır. Bilimsel ve en son kabul edilen veriler ışığında, DSM-V’e göre Alzheimer demansı tanısı konulabilmesi için şu şartlar olmalıdır.

  • Karışık dikkat işlevlerinde bozulma
  • Yürütücü fonksiyonlarda bozulması
  • Öğrenme ve bellekte bozulma
  • Lisan bozulması
  • Algı bozukluğu
  • Sosyal kognisyonda bozulma

Dünya Alzheimer Derneği’ne Göre Alzheimer Tanısı

Dünya Alzheimer Derneği, kişilerin kendileri ya da yakınlarının Alzheimer hastalığına yakalanıp yakalanmadığını anlaması için bilinmesi gereken 10 belirtiyi yayınlamıştır. Bu belirtilerden bir veya birden fazlasına sahip olmak bu konu ile ilgili bir merkez ya da hekime başvurmak için gereklidir.

  • Gündelik hayatı etkileyecek tarzda unutkanlık
  • Planlama ve hesaplama da zorlanmak
  • Daha önce sorunsuz yapılan görevleri yapamamak
  • Zaman ve yerleri karıştırmak
  • Görüntüleri algılama zorlanmak
  • Konuşma ve anlamada zayıflamak
  • Eşyaları kaybetmek ve bunlarla ilgili başkalarını suçlamak
  • Yargılama ve karar vermede güçlük çekmek
  • Sosyal aktivitelerden çekilmek
  • Kişilik ve davranış değişiklikleri göstermek

Risk Faktörleri

Alzheimer hastalığının bir kişide görülmesini kolaylaştıran bazı durumlar vardır ki, bunlara risk nedenleri adı verilir. Alzheimer hastalığı için bilinen risk nedenleri şunlardır:

Yaş:
Alzheimer hastalığı, sıklıkla 65 yaş üstündeki kişilerde ortaya çıkar. Hastalık 65 yaş üstü nüfusun % 5’inde görülürken, her 5 yılda bir hastalık görülme sıklığı 2 kat artar ve 80-85 yaşın üzerindeki her iki kişiden birinde hastalık görülebilir. Bununla beraber son yıllarda yapılan araştırmalar hastalığın fark edilmeden 20-30 yıl geride başladığını ve eğer araştırılırsa tanının 40 ve 50’li yaşlarda da konulabileceğini göstermektedir.

Cinsiyet:
Kadınların ortalama yaşam süresi erkeklerden daha uzundur. Ortalama yaşam süresi dikkate alındığında, hastalığın kadınlarda daha sık görülmesi beklenen bir sonuçtur.

Depresyon

Geçirilen Hastalıklar:
Kardiyovasküler hastalıklar, hiperlipidemi, diyabet, tiroid hastalıkları Alzheimer hastalığı için birer risk faktörü olarak sayılabilir.

Geçirilen Kafa Travmaları

Eğitim:
Düşük eğitim düzeyine sahip kişilerin hastalığa yakalanmaya eğilimi fazladır. Eğitim düzeyi yükseldikçe hastalığın görülme sıklığı azalır.

Kalıtım ve Genetik:
Alzheimer hastalığının %25’i genetik ve ailevi bir özellik taşır. Hastalığa ait olduğu düşünülen pek çok gen ortaya konmuştur. Bu genler hastalıktaki beyin ve beyin hücresinin hasarlanmasına neden olan nörofibriller yumak ve amiloyid plakların oluşumunu da sağlar. Kromozom 19 tarafından hatalı kodlanma ile miktarı artan APOE4 epsilon 4 varlığı hastalığın varlığına ait ihtimali göstermek açısından değerli bir laboratuvar ölçümüdür.

Biyobelirteçler:
Bugün Alzheimer tanısının hastalık çıkmadan 20-30 yıl öncesinde de saptanabileceğine ait bazı laboratuvar bulguları beyinde patolojik olarak biriken proteinlerin varlığını desteklemektedir. Abeta 42 ve tau proteinleri beyin omurilik sıvısından elde edilebilir. Bunlara biyobelirteç adı verilir.

Tanı ve Testler

Hastanın ve yakınının verdiği öyküyü dinler. Hasta ve/veya yakınının ifade ettiği çekirdek bulguyu kesinleştirir. Demans varlığını göstermek için tarama testi yapılır. En bilinen tarama testi, Mini Mental Durum Testi’dir. Bu test ile hastaya zaman, mekan, öğrenme, sayısal işlem, öğrendiğini hatırlama, isimlendirme, cümle yazma ve görsel bellek muayenesi yapılır.

Mini Mental Durum Testi (MMST) ilk kez 1975’te Folstein ve arkadaşları tarafından uygulanmıştır. Test, bellek ve diğer alanlardaki bozulmayı sayısal olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Hastaların soruları doğru yanıtlayıp yanıtlamadığına ve verilen komutları doğru şekilde yerine getirip getirmediğine bakılır.

Demans tanısı koymaz ancak kognitif azalma olup olmadığını bilgisini verir. Sonrasında nöropsikologlar tarafından başka testler de uygulanır.

Nöropsikolojik Testler

Alzheimer tanısı için Psikolog; hastanın tarama testi, çoğunlukla Mini mental durum testi, sonucuna göre, çekirdek bulgusunun kesinleştirilmesi ve diğer entelektüel kayıplarının saptanması için ayrıntılı nöropsikolojik testler uygular.

Nöropsikolojik testler belleğe, günlük yaşama ve davranışa ait somut verileri veren çok sayıda testten oluşur. Psikolog, hastanın eğitimine ve ana diline göre test seçimi yapar. Bazı testler çok kısa sürede tamamlanıp kolay sonuç verirken bazı testlerde daha ayrıntılı bilgi edinmek için zamana ihtiyaç duyulur.

Nörofizyolojik İncelemeler

Nörofizyolojik incelemeler bazı hastalıkların ayırıcı tanısında çok değerlidir. En önemli nörofizyolojik inceleme EEG (elektroensefalografi)’dir. Özellikle Creutzfeld Jakop hastalığı gibi bazı demans nedenlerinde son derece özgün bulguları ile kısa sürede tanı koydurur.

Radyolojik İncelemeler

Radyolog tarafından; beynin tutulan bölgelerinin saptanması için bilgisayarlı tomografi (BT) veya magnetik rezonans görüntüleme (MR) uygulanır. MR uygulaması bazen kaybedilen beyin bölgesinin volümünü hesaplamak ya da bir alanın fonksiyon görüp görmediğini izlemek amacı ile volümetrik ya da fonksiyonel MR olarak da yapılabilir.

Nükleer Tıp İncelemeleri

Son yıllarda beyin fonksiyonlarının gerek normal hayatta gerekse demans gibi hastalık durumlarında nasıl bir metabolizmaya sahip olduklarını ayırt etmek ve Alzheimer hastalığından sorumlu protein olan amiloyid proteininin birikimini yıllar öncesinden başlayarak göstermek amacıyla nükleer tıp teknikleri önem kazanmıştır.

Pahalı teknikler olması nedeniyle ileri aşamalarda kullanılmaktadır. Bununla beraber amiloyid-PET hastalığın erken dönem tanısı için çok değerlidir ve Nükleer Tıp Uzmanı tarafından yapılmaktadır.

Saat Çizme Testi

Diğer bir tarama testi saat çizme testidir. Hastadan saat çizmesi, içine sayıları yerleştirmesi ve söylenen zamanı işaretlemesi istenir. Kişinin bir geometrik beceriyi yapabilmesi (Konstrüksiyonel praksi) onun anlama ve planlama yeteneğine ilişkin bilgi verir.

Genetik Testler ve Laboratuvar Testleri

Genetik/Biyokimya/Hematoloji/Mikrobiyoloji Hastalara ayırıcı tanı yapabilmek ve bazı genetik bilgileri verebilmek için çalışılır. Tiroid hormonları, B12-Folik asit, Glukoz ölçümü, hemoglobin ve diğer tam kan sayımları, sedimantasyon, elektrolitler, üre, Karaciğer fonksiyon testleri mutlaka bakılır.

Bazı enfeksiyon hastalıklarının dışlanması için HIV, Sifiliz mikrobiyolojisi çalışılır. APO E epsilon 4 ölçülebilir. Beyin omurilik sıvısından Creutzfeld Jacob hastalığı tanısında kullanılmak üzere 14-3-3 protein bakılmalıdır.

Alzheimer hastalığının erken dönemde tanısının mümkün olduğu artık bilinmektedir. Bu tanıyı erken dönemde koyabilmek için hastaların beyin omurilik sıvılarından ölçülen ve hastalığa neden olduğu bilinen proteinlere Biyobelirteç adı verilir. Bu biyobelirteçler, kandan da bakılabilir, bununla beraber kesin ve doğru sonuç ancak bel sıvısından mümkündür.

Yapılan çalışmalar hastalığın başlamasından 20-30 yıl öncesinde bu proteinlerin yükselmeye başladığını göstermektedir. Bugün ülkemizde de bakılabilen bu proteinler hastalığa ait erken korunma yöntemlerinin de kullanılabilmesini sağlamaktadır.

Alzheimer hastalığının erken tanısı için kullanılan biyobelirteçler, total tau, fosforile tau, Ab42-Ab40, BACE (beta sekretaz enzimi) olarak sıralanabilir. Bu proteinlerin normal ve normal dışı değerleri laboratuvarlara göre değişebilmektedir.

Tedavi

Alzheimer hastalığı geri dönüşü olmayan bir hastalıktır ve kesin tedavisi yoktur. Alzheimer’ın ilaç tedavisi rahatsızlığın semptomlarının hafifletilmesini ve eşlik eden hastalıkların tedavisini kapsıyor. Beraberinde hastanın zihinsel kapasitesinin düzeltilmesi ve günlük yaşamının kolaylaştırılması amaçlanıyor.

Hastalığı ortaya çıkaran bazı teorilere bağlı olarak çeşitli ilaçlar geliştirilmiştir. Alzheimer nedeniyle oluşan beyin dokusu kayıplarında öğrenmeden sorumlu asetilkolin maddesi azalırken, ciddi bir iltihap ve dejenerasyon nedeni olarak da glutamat denilen bir maddenin yüksekliği gözlenir.

Var olan ilaçlar asetilkolini arttırmaya çalışırken, glutamatı düşürmeyi hedeflemektedir. Bu nedenle kullanılan, donazepil, rivastigmin, galantamin ve memantin bu ilaçların genel ismidir. İlaç kullanımı başladıktan sonra yan etkiler takip edilir. Düzelme varsa ilaca aynı şeklide devam edilir, yoksa doz arttırılır ya da ilaç değiştirilir.

Diğer Ek

Tedaviler Medikal tedavinin yanı sıra davranış terapisi, fizyoterapi, ergoterapi, bellek çalışmaları, realiteye yönelim çalışmaları (kişi, yer ve zaman yönelimine), biyografi ve hatırlama, müzik, duyu, aromaterapi ve evcil hayvan terapisi de ek tedaviler olarak hekimler tarafından uygulanabiliyor.

Hastaların sağlığına kavuşması için uygulanan yeni tedavilere ilişkin çalışmalarda özellikle beyin sinir hücrelerinin işlevini bozan beta-amiloid ve tau proteinlerinin oluşumuna, hücrelere çökmesini engelleyici ve oluştuklarında da yıkılıp atılmasını hızlandıracak ilaçların bulunmasına yönelik araştırmalar yapılıyor. İleri aşamada ise Alzheimer hastalığına karşı aşı geliştirilmesi hedefleniyor.

Sonuç olarak, Alzheimer tedavisi;

  • İlaç tedavisi
  • Psikolojik destek
  • Egzersiz
  • Beslenme şeklinde planlanmalıdır.

Alzheimer hastalarında Akdeniz beslenme modelinin uygulanmasının hastalığın seyrine olumlu katkısı vardır. Çünkü Akdeniz modeli beslenme tarzında, yüksek düzeyde posalı ve bitkisel besinler (sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıllar) ile balık ve zeytinyağı, düşük düzeyde ise; kırmızı et, tavuk, az yağlı süt ve süt ürünleri yer almaktadır.

Alzheimer Hastalığı ve Demans Arasındaki Farklar

Demans, halk arasında bilinen ismiyle bunama, Alzheimer hastalığı ile pek çok ortak belirti taşır ama aslında bu iki rahatsızlık birbirinden farklıdır. Bunama pek çok kişinin etrafında, özellikle yaşlı bireylerde gözlemlediği rahatsızlıklardan biridir.

Demansın yelpazesi epey geniştir ancak Alzheimer hastalığı kendine has fizyolojik belirtilerle özel bir yeri vardır. Demans beyinde birlikte görülen belirtiler veya bir tek belirtidir yani bir sendromdur.

Demansı bir hastalık olarak teşhis etmek, nitelemek doğru değildir. Demans kavramı hafıza kaybı, düşünme sorunları ve konuşma güçlüklerini kapsayan belirtiler olarak tanımlanmalıdır. Demans beyin hücrelerinin (nöronlar ve glia hücreleri) hasar görmesiyle ortaya çıkar.

Alzheimer hastalığının tau proteinlerinin birikmesi, beta amiloid plakları gibi daha kesin belirtileri vardır ve beyni yok eden bir hastalıktır. Bu yüzden Alzheimer hastalığı aslında demansın en yaygın sebeplerinden biri olarak kabul edilir.

Tüm demans çeşitlerinin 50-70%’inin ortaya çıkışının asıl faili Alzheimer hastalığıdır.
Demansın nedenleri o kadar geniştir ki, seerbest radikallerden tutun, Creutzfeldt-Jakob hastalığına kadar pek çok etken bu yelpazede yer alabilir.

Demansın nedenlerini ve belirtilerini tanımlarken yaşlılığın getirdiği bedensel ve zihinsel yavaşlamayı hemen demans sınıfında değerlendirmemeliyiz. Kişi yaşlanırken beden ve zihin işlevlerinin yavaşlaması insan fizyolojisinin doğal bir sonucudur.

Demansın belirtileri çok değişkendir ve hafıza sorunları, iletişim, dil güçlükleri, odaklanma ve dikkat kaybı, muhakeme becerisinin ve görsel algının zayıflaması demansın yaygın görülen belirtilerindendir. Ancak farklı tür demanslar farklı türde beyin hasarlarıyla ilişkilidir. İlaveten, demanslı hastaların 10%’u aynı anda birden fazla çeşit demanstan muzdariptir.

En yaygın görülen kombinasyon Alzheimer hastalığı ve vasküler demanstır. Alzheimer hastalığı özünde bir çeşit demanstır ve nöronların içinde ve dışında belirli proteinlerin birikmesi sonucu oluşur.

Yukarda bahsettiğimiz biriken tau ve beta amiloid proteinleri nöronların sağlıklı bir şekilde işlev görmesini, iletişim kurmasını engeller. Bunun sonucu olarak nöronlar arasında sinyal iletim kesintileri oluşur, nöronlar ölür ve beyin dokusu kaybolmaya başlar.

Alzheimer hastalığı ile demans arasındaki en büyük fark şudur.

– Kişiye demans teşhisi konduğunda aslında arkasında ne olduğu bilinmeyen belirtilere dayanılarak bu rahatsızlığa demans denir.

– Alzheimer hastalığında ise durum daha farklıdır. Belirtilerin arkasındaki nedenler tam olarak bilinir.

– Ayrıca Alzheimer hastalığı tersine döndürülemezken bazı demans türleri iyileşebilir.
Örneğin beslenmeden veya ilaç etkileşimlerinden kaynaklanan demans türlerinde bu etkenler düzeltildiğinde demans belirtileri de ortadan kalkabilir.